Ahmet Hakan Uyanık: “NATO Ankara Zirvesi'nde Sanayi ve Ar-Ge Vurgusu”

16.07.2026

Cumhuriyet Halk Partisi Ar-Ge ve Üretim Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Hakan Uyanık, geçtiğimiz günlerde Ankara’da gerçekleşen NATO Zirvesi’ni değerlendirdi. CHP Genel Başkan Yardımcısı Uyanık’ın, zirveye ilişkin hazırladığı rapor şöyle:

NATO Ankara Zirvesi'nde Sanayi ve Ar-Ge Vurgusu: Savunma Politikalarında Yeni Dönem

Ankara'da gerçekleştirilen 2026 NATO Zirvesi, savunma politikalarının yalnızca askerî harcamalarla değil, üretim kapasitesi, Ar-Ge altyapısı, teknoloji geliştirme ve sanayi iş birlikleriyle şekilleneceği yeni bir yaklaşımı ortaya koydu. Zirvede alınan kararlar, savunma sanayisinde ortak üretim, tedarik zinciri güvenliği ve kritik teknolojilerde dışa bağımlılığın azaltılmasını öncelikli hedefler arasına taşıdı.

Zirve kapsamında düzenlenen NATO Savunma Sanayi Forumu'nda yapılan değerlendirmelerde, güçlü savunma kapasitesinin ancak güçlü üretim altyapısı ve dayanıklı sanayi ekosistemleriyle sürdürülebileceği vurgulandı. Üretim kapasitesinin artırılması, kritik tedarik zincirlerinin güçlendirilmesi ve teknoloji geliştirme süreçlerinin hızlandırılması, güvenlik politikalarının temel unsurları arasında gösterildi.

Zirve sonunda yayımlanan Ankara Bildirisi'nde ise müttefik ülkeler arasında ortak üretim ve ortak tedarik mekanizmalarının geliştirilmesi, savunma sanayisine yönelik yatırımların artırılması ve sanayi iş birliklerinin genişletilmesi yönünde kararlar yer aldı.

Seri Üretim ve Tedarik Zinciri Ön Plana Çıktı

Rusya-Ukrayna Savaşı'nın ardından NATO ülkeleri, gelişmiş savunma sistemlerine sahip olmanın tek başına yeterli olmadığı; bu sistemlerin hızlı üretilebilmesi, bakımının sürdürülebilmesi ve kriz dönemlerinde tedarik zincirlerinin kesintisiz çalışmasının stratejik önem taşıdığı değerlendirmesini yaptı.

Bu kapsamda mühimmat üretim kapasitesinin artırılması, kritik hammaddelere erişim, yarı iletkenler, elektronik bileşenler, ileri kompozit malzemeler ve savunma elektroniği alanlarında ortak üretim modellerinin geliştirilmesi zirvenin öne çıkan başlıkları arasında yer aldı.

Bu yaklaşım, savunma sanayisinin yalnızca askerî bir sektör olarak değil; makine imalatı, metal sanayi, elektronik, yazılım, kimya ve ileri malzeme teknolojilerini kapsayan geniş bir üretim ekosistemi olarak ele alındığını gösterdi.

NATO Sanayi ile İş Birliğini Genişletiyor

Zirvede açıklanan yeni mekanizmalarla NATO'nun özel sektörle doğrudan iş birliğini güçlendirmesi hedefleniyor.

Bu kapsamda duyurulan NATO Front Door for Industry platformunun, şirketlerin NATO'nun tedarik süreçlerine, inovasyon çağrılarına ve ortak projelerine erişimini kolaylaştırması amaçlanıyor.

Bunun yanında oluşturulan NATO Engine mekanizmasının ise müttefik ülkelerdeki mevcut üretim tesislerinin ortak kullanımını sağlayarak özellikle mühimmat, hava savunma sistemleri ve kritik savunma ekipmanlarının üretim kapasitesinin hızla artırılmasına katkı sunması öngörülüyor.

Yeni yaklaşımın, yalnızca büyük savunma şirketlerini değil; KOBİ'leri, teknoloji girişimlerini ve yenilikçi üreticileri de savunma sanayii ekosistemine daha etkin biçimde dahil etmeyi hedeflediği ifade ediliyor.

Yapay Zekâ ve Çift Kullanımlı Teknolojiler Öne Çıktı

Zirvede yapay zekâ, otonom sistemler, insansız hava araçları, uzay teknolojileri, siber güvenlik, elektronik harp, veri analitiği ve entegre hava savunma sistemleri geleceğin öncelikli teknoloji alanları arasında gösterildi.

Bu teknolojilerin savunma alanının yanı sıra sağlık, otomotiv, enerji, haberleşme, lojistik, tarım ve ileri üretim sistemlerinde de kullanılabilmesi, "çift kullanımlı teknolojiler" yaklaşımını öne çıkarıyor.

Bu nedenle savunmaya yönelik teknoloji yatırımlarının, aynı zamanda yüksek katma değerli sivil üretim kapasitesini de destekleyen bir sanayi politikası aracı olarak değerlendirildiği belirtildi.

Savunma Harcamalarında Yeni Yaklaşım

Zirvede müttefik ülkeler, savunma yatırımlarının artırılması yönündeki hedefleri desteklerken, bu harcamaların yalnızca bütçe büyüklüğüyle sınırlı kalmaması gerektiğini vurguladı.

Üretim tesislerinin genişletilmesi, mühendislik kapasitesinin geliştirilmesi, nitelikli insan kaynağına yatırım yapılması, Ar-Ge faaliyetlerinin hızlandırılması ve özel sektör yatırımlarının teşvik edilmesi savunma kapasitesinin temel unsurları arasında gösterildi.

Bu yaklaşımın, gelecekte ülkelerin yalnızca ne kadar savunma harcaması yaptığıyla değil; ne kadar teknoloji geliştirebildiği, ne kadar üretim gerçekleştirebildiği ve kriz dönemlerinde üretimini sürdürebildiği üzerinden de değerlendirileceğine işaret ettiği ifade ediliyor.

Türkiye Açısından Değerlendirme

Ankara Zirvesi'nde öne çıkan yaklaşım, küresel rekabetin yalnızca askerî güçle değil; üretim kapasitesi, Ar-Ge altyapısı, kritik teknolojiler ve güçlü sanayi ekosistemleriyle şekillendiğini ortaya koyuyor.

Türkiye açısından ise savunma sanayisinde elde edilen üretim kabiliyetlerinin sürdürülebilirliğinin; yarı iletkenler, mikroelektronik, ileri malzemeler, makine-teçhizat, yazılım, yapay zekâ ve nitelikli insan kaynağı gibi stratejik alanlarda üretim ve teknoloji geliştirme kapasitesinin güçlendirilmesine bağlı olduğu değerlendiriliyor.

Savunma sanayisinde kalıcı rekabet gücünün, güçlü Ar-Ge altyapısı, yüksek teknoloji üretimi ve dayanıklı bir sanayi ekosistemiyle desteklenmesinin önemini koruduğu ifade ediliyor.













NATO Ankara Zirvesi'nde Sanayi ve Ar-Ge Vurgusu: Savunma Politikalarında Yeni Dönem

Ankara'da gerçekleştirilen 2026 NATO Zirvesi, savunma politikalarının yalnızca askerî harcamalarla değil, üretim kapasitesi, Ar-Ge altyapısı, teknoloji geliştirme ve sanayi iş birlikleriyle şekilleneceği yeni bir yaklaşımı ortaya koydu. Zirvede alınan kararlar, savunma sanayisinde ortak üretim, tedarik zinciri güvenliği ve kritik teknolojilerde dışa bağımlılığın azaltılmasını öncelikli hedefler arasına taşıdı.

Zirve kapsamında düzenlenen NATO Savunma Sanayi Forumu'nda yapılan değerlendirmelerde, güçlü savunma kapasitesinin ancak güçlü üretim altyapısı ve dayanıklı sanayi ekosistemleriyle sürdürülebileceği vurgulandı. Üretim kapasitesinin artırılması, kritik tedarik zincirlerinin güçlendirilmesi ve teknoloji geliştirme süreçlerinin hızlandırılması, güvenlik politikalarının temel unsurları arasında gösterildi.

Zirve sonunda yayımlanan Ankara Bildirisi'nde ise müttefik ülkeler arasında ortak üretim ve ortak tedarik mekanizmalarının geliştirilmesi, savunma sanayisine yönelik yatırımların artırılması ve sanayi iş birliklerinin genişletilmesi yönünde kararlar yer aldı.